MEDÎNE’YE…
Yesrib’di ismi, sıtması meşhurdu önceden,
Gönderdi Can Tabîbi’ni, Mevlâ, Medîne’ye…
Kardeş çekişmesindeki mağdurdu önceden,
Gönderdi Gül Habîbi’ni Mevlâ Medîne’ye…
Birden değişti tâlihi, nur yağdı her yere,
Artık bir ismi Taybe’dir, unvan münevvere…
Cân Ahmed’in mekânıdır, elbet, mutahhara…
Yağmakta nûr yağmuru hâlâ Medîne’ye…
Her zerresiyle aşk ile Kur’ân’ı dinledi,
Ev ev, sokak sokak yüce vahyin müşâhidi.
Sıddîk Ebûbekir, Ömer, Osman cem eyledi;
Ettirdi Hak, kitâbını imlâ Medîne’ye…
Taşlıklar ortasında mübârek, temiz ova,
Âhirzamanda dîn için, îmân için yuva…
Hendek gününde düşmanı, hattâ kovar hava,
Sokmaz Hüda, inançsızı aslā Medîne’ye…
İSTANBUL
Eşkâli kul değil Allah yapısı,
Sîmâsı nur yüzlü bir genç-ihtiyar.
Alâimisemâ mı ki kapısı?
Bu şehre girenler olur bahtiyar!..
Elense çeken bir çift pehlivânın,
Kıt’aların bakıştığı tek şehir…
Lâlenin, goncanın ve erguvânın,
Bu derece yakıştığı tek şehir!..
İstanbul; mühtedî kızı, Bizans’ın;
Kaptırmış gönlünü bir Türk erine!..
Ayasofya’yı el kilise sansın;
Çeyiz sandığıdır, düğün yerine!..
Dersaadet
Üç kıt’ayı titretti asırlarca nidâmız!
Gök kubbeyi çınlattı ezanlarla sadâmız!
Sultân idi İstanbul’a sultân olan ancak,
Baştan başa garb âlemi pejmürde gedâmız!
Gerdânı cihânın, güzel İstanbul’umuz, bak,
Tezyînini Osmanlı’ya lûtfetti Hüdâ’mız!
Her fende var İstanbul’a mahsus birer üslûp,
Merdâne ve mestâne ve şâhâne edâmız!
ÜSKÜDAR…
İstanbul’a doğru mânâlı bakış…
Gözcü Kızkulesi, mahrem bu aşka…
Kimden kime doğru bu sırlı akış?..
Derinde başkadır, satıhta başka…
Önce Üsküdar’da olur sabahlar…
Sevdiğinden önce, uyanır âşık…
Her akşam gurûbu seyredip ağlar,
Kanlı gözyaşıdır camlarda ışık…
Üsküdar yolcusu ne bahtiyardır!
İki sultan gözler yolu sahilde…
Vâlideler şehri, müşfik diyardır,
Bir anne hasreti Zeynep-Kâmil’de…
Karacaahmet bir insan müzesi,
Yer üstünde duran taşlara inat…
Çamlıca’da kaynar hayrat gözesi,
Hüdâyî mülküne varmaktır murat…
BURSA
Babadan oğluna altın vasiyet:
Şu güzel şehri, ey oğlum, fethet!
Türbem olsun şu gümüşten Kümbet!
Âl-i Osmân’a alâmet kıssa…
Şân-ı Orhân’a işâret Bursa…
Ulu Câmî’de Süleyman Çelebi,
Kaleminden süzülür aşk edebi.
Yayılır her yere efsâne gibi,
Aşk-ı Peygamber için bilhassa;
Mevlid’in doğduğu hürmet Bursa…
Ne muazzam ulu bir dağ eteği,
Suyu, şeftâlisi, pek hoş çileği,
Mülk-i Îrân’a bedeldir ipeği,
Hakk’ın ikrâmı, mübarek arsa…
Yeşilin her tonu cennet Bursa…



Bir yanıt yazın